PRP Tedavisi

Her ne kadar kan sıvı halindeyse de içinde çok sayıda hücre vardır. Kanın sıvı bölümüne plazma adı verilir ve bu plazmanın içinde alyuvar, akyuvar ve trombosit adı verilen kan hücreleri bulunur. Trombositlerin özellikle kanın pıhtılaşmasında önemli rolleri vardır. Ayrıca, trombositler yara iyileşmesinde önemli rolleri olan ve büyüme faktörü adı verilen çok sayıda protein molekülüne sahiptir.

PRP trombositlerin diğer kan hücrelerinden ayrıştırılarak normalde kanda bulunduğu miktarın 10 katı fazla sayıda plazma içinde konsantre edildiği solüsyondur. Böylelikle, trombositlerin sayısını ve yoğunluğunu arttırarak yararlı büyüme faktörlerinin miktarını da 10 misline çıkarmak mümkün olmaktadır.

PRP‘nin laboratuvar tüpündeki ayrışması.

PRP nasıl hazırlanır?

PRP solüsyonu hazırlamak için hastadan alışılmış yollarla bir miktar kan alınır. Özel bir cihaz yardımıyla trombositler diğer kan hücrelerinden ayrıştırılır ve konsantre edilir. Sonra ayrıştırılmış olan trombosit konsantrasyonu kanın plazma bölümü ile karıştırılır ve solüsyon elde edilir.

 

Enjeksiyon öncesi PRP‘nin görünümü.

 

PRP nasıl etki eder?

Büyüme faktörlerinin konsantre edilerek hasarlı bölgeye verilmesi iyileşme sürecini hızlandırır. Bu amaçla PRP hasarlı doku ve organlara enjekte edilerek kullanılır

PRP hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?

İskelet sistemi hastalıklarının ve yaralanmaların birçoğunda PRP yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunların arasında en sık kullanılan iskelet sistemi sorunları şunlardır:
• Başta diz eklemi olmak üzere erken ve orta evre dejeneratif artrozda
• Omuzda rotator manşet, kas ve tendon yırtıklarında
• Özellikle sporcularda aşiltendiniti, patellartendinit gibi sık görülen tendinitlerde

Diz artrozunda PRP tedavisi

PRP tedavisinin en sık uygulandığı hastalıkların başında diz dejeneratif artrozu gelmektedir.
Dejeneratif artroz (halk arasındaki yaygın deyişiyle kireçlenme) eklemlerdeki kıkırdak dokusunun aşınması sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Dejeneratif artroz başta diz eklemi olmak üzere vücuttaki tüm eklemleri etkileyebilir. Dejeneratif artroz sonucunda dizde gittikçe ilerleyen ve hastanın günlük aktivitelerini engelleyerek yaşam kalitesini bozan ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gelişir. Dejeneratif artroz gelişen eklemlerdeki en önemli sorun kıkırdak dokusunun kendi kendine rejenerasyon gücünün yetersiz olması ve artrozla birlikte oluşan hasarı onaramamasıdır.

 

Diz artrozlu bir hastaya PRP enjeksiyonu yapılması.

 

Diz ekleminin içine yapılan PRP enjeksiyonu kıkırdak dokusunun rejenerasyon yetersizliğini gidermekte ve trombositlerin salgıladığı büyüme faktörleri kırkırdak hücrelerinin yeni kıkırdak dokusu üretmelerine yardımcı olmaktadır. Dize PRP enjeksiyonu 15 gün ara ile 3 kez yapılmaktadır.

Dize eklem içi PRP enjeksiyonu sonrasında hastaların ağrıları azalmakta, eklem hareket açıklığı ve yürüme mesafeleri artmaktadır.